İngilizce Olumsuz Duygu İfadeleri

Bu dersimizde, İngilizce olumsuz duygu ifadeleri için yararlanılan kelimelerden yaygın olanlarını derledik.

Upset

“Üzgün, mutsuz, keyfi bozuk” anlamlarına gelmektedir.

🇺🇸 Look how upset this has made you.
🇹🇷 Bak bu seni ne kadar üzdü.
🇺🇸 Does he have any reasons to be upset?
🇹🇷 Üzgün olması için herhangi bir sebep var mı?
🇺🇸 John, there’s nothing wrong with being upset about losing.
🇹🇷 John, kaybetmekten dolayı üzülmenin yanlış bir tarafı yok.

Disappointed

“Hayal kırıklığına uğramış” gibi bir anlama gelmektedir.

🇺🇸 Adam was very disappointed with his exam results.
🇹🇷 Adam, sınav sonuçlarını alınca çok hayal kırıklığına uğradı.
🇺🇸 Losing the match must have been disappointing.
🇹🇷 Maçı kaybetmek hayal kırıklığı olmuş olmalı.
🇺🇸 Humanity has disappointed her once more.
🇹🇷 İnsanlık onu bir kez daha hayal kırıklığına uğrattı.

Exhausted

“Bitkin, bezgin, bitap düşmüş, yılmış” gibi anlamlara gelmektedir.

🇺🇸 She seems to be exhausted all of the time now.
🇹🇷 Bu aralar sürekli bitkin görünüyor.
🇺🇸 My husband wakes up every morning exhausted.
🇹🇷 Kocam her sabah yorgun uyanır.
🇺🇸 The soldiers can’t sleep no matter how exhausted they are.
🇹🇷 Askerler ne kadar bitap düşmüş olsalar da uyuyamazlar.

Anxious

“Endişeli”, “kaygılı” ve “huzursuz” gibi anlamlara gelmektedir.

🇺🇸 The students spent an anxious week waiting for the test results.
🇹🇷 Öğrenciler sınav sonuçlarını bekleyerek endişeli bir hafta geçirdiler.
🇺🇸 I know he was anxious for the latest on the trials.
🇹🇷 Duruşmalarla ilgili son gelişmeler için endişeli olduğunu biliyorum.
🇺🇸 I had never seen her so anxious.
🇹🇷 Onu hiç bu kadar endişeli görmemiştim.

Jealous

“Kıskanç” anlamına gelmektedir.

🇺🇸 Luke felt guilty for being so jealous of his sister.
🇹🇷 Luke, kız kardeşini bu kadar kıskandığı için kendini suçlu hissetti.
🇺🇸 Anna’s high salary made her older sisters jealous.
🇹🇷 Anna’nın yüksek maaşı ablalarını kıskandırdı.
🇺🇸 You’re jealous because Emma found somebody better than you.
🇹🇷 Emma senden daha iyi birini bulduğu için kıskanıyorsun.

Terrified

“Çok korkmuş, dehşete düşmüş” gibi anlamlara gelmektedir.

🇺🇸 I have been terrified of the dark since I saw that film.
🇹🇷 O filmi izlediğimden beri karanlıktan korkarım.
🇺🇸 I am suddenly terrified of dying and leaving you guys alone.
🇹🇷 Aniden ölmekten ve sizi yalnız bırakmaktan çok korkuyorum.
🇺🇸 My wife was terrified of car crashes.
🇹🇷 Karım araba kazalarından çok korkardı.

Offended

“Kırgın, gücenmiş, dargın, rencide olmuş” gibi anlamlara gelmektedir.

🇺🇸 Some people were offended by the content of the book.
🇹🇷 Bazı insanlar kitabın içeriğinden rahatsız oldu.
🇺🇸 I apologise if I offended you.
🇹🇷 Seni kırdıysam özür dilerim.
🇺🇸 It wasn’t our intention, but I can understand why you may feel offended.
🇹🇷 Niyetimiz bu değildi, ama neden gücendiğinizi anlayabiliyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu